Osmaniye depreminde kaç kişi öldü ?

Selin

Global Mod
Global Mod
Katılım
12 Mar 2024
Mesajlar
433
Puanları
0
[color=] Osmaniye Depremi: Bir Felaketin Sosyal Boyutları

Geçtiğimiz yıllarda, Osmaniye'de meydana gelen büyük deprem, hem doğrudan can ve mal kayıplarına yol açtı hem de toplumun farklı kesimlerini derinden etkileyen sosyal dinamikleri gün yüzüne çıkardı. Bir doğal afetin, yalnızca fiziksel tahribattan ibaret olmadığını, aynı zamanda toplumsal yapılar, eşitsizlikler ve normlar açısından da ciddi bir etkisi olduğunu gözlemledik. Depremin yarattığı etkiler, yalnızca binaların yıkılmasıyla sınırlı kalmadı, aynı zamanda toplumun nasıl bir dayanışma ve çözüm arayışına girdiği konusunda da önemli soruları beraberinde getirdi.

Bu yazıda, Osmaniye depremi özelinde, sosyal faktörlerin, toplumsal cinsiyet, sınıf ve ırk gibi unsurların afetlerin sonucundaki rolünü ele alacağım. Depremler, ne yazık ki, sadece doğanın bir olayı değildir; aynı zamanda toplumsal yapının kırılganlıklarını da gözler önüne serer. Hem kadınların empatik bakış açılarını hem de erkeklerin çözüm odaklı tutumlarını analiz ederek, bu tür felaketlerde sosyal yapının nasıl şekillendiğini keşfetmeye çalışacağım.

[color=] Depremin Toplumsal Yansıması: Sosyal Yapılar ve Eşitsizlikler

Her doğal afet, toplumun sosyal yapısını derinden etkiler. Osmaniye’de yaşanan depremde de bu durum farklı kesimlerdeki insanlar üzerinde farklı etkilere yol açtı. Her ne kadar felaketin fiziksel boyutu çok büyük olsa da, afetin insanlar üzerindeki duygusal, ekonomik ve sosyal etkileri de oldukça fazlaydı. Depremin en çok etkilemesi muhtemel olan gruplardan biri, toplumun en savunmasız üyeleriydi: kadınlar, çocuklar ve yaşlılar.

Deprem sonrasında, erkeklerin genellikle çözüm odaklı ve stratejik bir bakış açısıyla bölgedeki hasarı tespit etmek ve kurtarma çalışmalarına katılmak için organize olduklarını görmek mümkündü. Ancak bu, depremden etkilenen kadınların deneyimlerinin göz ardı edildiği anlamına gelmemelidir. Kadınlar, deprem sonrasında yalnızca fiziksel güvenlik değil, aynı zamanda psikolojik ve toplumsal destek ihtiyacı duydular. Yapılan araştırmalar, doğal afetlerde kadınların genellikle daha büyük psikolojik travmalar yaşadığını ve evdeki bakım sorumlulukları nedeniyle felaketten daha fazla etkilendiklerini göstermektedir (UN Women, 2020).

[color=] Kadınların Sosyal Yapılarla İlişkisi: Empatik Bir Bakış Açısı

Kadınlar, toplumsal cinsiyet rollerinin getirdiği yükler nedeniyle, afetlere daha duyarlı bir şekilde tepki verebilmektedir. Deprem gibi bir felaket, kadınların hem ev içindeki bakım sorumluluklarını hem de dış dünyadaki zorlukları nasıl yönetmeleri gerektiğini yeniden şekillendirebilir. Osmaniye depremi örneğinde olduğu gibi, birçok kadın, evin kadın lideri olarak, hem çocuklarını hem de yaşlı aile üyelerini koruma noktasında büyük bir sorumluluk taşıdı. Depremin yarattığı kayıplar, kadınların hem fiziksel hem de duygusal dayanıklılıklarını test etti.

Ancak bu sadece bireysel bir mücadele değil; aynı zamanda toplumsal bir sorun da yaratır. Kadınlar, genellikle afet sonrası dönemde yeniden inşa sürecine dahil edilmezler. Evlerin yeniden yapılmasında, yardım süreçlerinde ve toplumun toparlanmasında kadınların seslerinin daha fazla duyulması gerektiği açıktır. Kadınların, felaketten sonraki iyileşme sürecindeki rolü, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasında kritik bir öneme sahiptir. Yine de bu noktada önemli bir soru ortaya çıkmaktadır: Toplumun bu eşitsizliğe karşı daha duyarlı olması ve kadınların afet süreçlerinde daha fazla yer alması nasıl sağlanabilir?

[color=] Erkeklerin Çözüm Odaklı Yaklaşımı: Stratejik Bir Bakış

Erkeklerin deprem gibi afetlere verdikleri tepki genellikle daha çözüm odaklı ve stratejik bir yaklaşım şeklinde gelişir. Osmaniye’deki depremde, erkekler çoğunlukla kurtarma ekiplerinde yer almak, hasar tespiti yapmak, geçici barınma alanları kurmak gibi fiziksel işler üzerinden topluma katkı sağladılar. Ancak, bu tür durumlarda önemli bir nokta, erkeklerin genellikle riskli alanlara, yani yıkıntılar altında kalanları kurtarma çabalarına yönelmesidir. Bu durum, erkeklerin felakete verdiği tepkinin toplumsal cinsiyet rolüyle de doğrudan ilişkilidir. Toplum, erkekleri bu tür durumlarda “koruyucu” ve “çözüm üreten” rollerle ilişkilendirdiği için, erkeklerin üzerindeki bu baskı artmaktadır.

Bununla birlikte, erkeklerin afet sonrası yaşadığı duygusal zorluklar, bazen göz ardı edilebilmektedir. Depremler, yalnızca fiziksel zarar yaratmaz, aynı zamanda toplumsal cinsiyet normlarına dayalı duygusal baskıları da beraberinde getirir. Erkekler, duygusal ifadeleri sınırlı bir şekilde kullanma eğiliminde olduklarından, afet sonrası yaşadıkları psikolojik baskılarla başa çıkmakta zorlanabilirler.

[color=] Irk, Sınıf ve Toplumsal Eşitsizlikler

Her doğal felaket, toplumun farklı kesimlerini eşitsiz şekilde etkiler. Osmaniye’deki depremde de, farklı sınıf ve ırk kökenlerinden gelen bireylerin, afetin sonuçlarından farklı derecelerde etkilendikleri bir gerçekti. Özellikle düşük gelirli ve kırılgan gruplar, hem konut güvencesizliği hem de sınıfsal eşitsizlikler nedeniyle daha büyük bir risk altındaydılar. Evleri daha zayıf olan, maddi açıdan daha savunmasız olan bu gruplar, hem deprem sırasında hem de sonrası dönemde daha fazla zarar gördü.

Sınıf ve ırk faktörleri, afetlere tepki verme şekillerini de etkiler. Yoksul sınıfların, afet sonrası yardım alabilme imkanları, genellikle daha kısıtlıdır. Bu da, deprem gibi büyük felaketlerde, toplumun daha az ayrıcalıklı üyelerinin daha büyük zorluklarla karşı karşıya kalmasına yol açar.

[color=] Tartışma Başlatıcı Sorular

- Kadınların afet sonrası yaşadığı psikolojik ve sosyal etkileri daha iyi anlamak için toplumsal cinsiyet perspektifinden neler yapılabilir?

- Erkeklerin afetlere verdikleri tepki, toplumun onları nasıl gördüğüne dayanıyor olabilir mi? Bu bakış açısını nasıl değiştirebiliriz?

- Sınıf ve ırk faktörleri, afetlerin ardından nasıl bir eşitsizlik yaratıyor? Afet yardımlarının daha eşit dağıtılmasını sağlamak için ne tür adımlar atılabilir?

Sonuç olarak, Osmaniye’deki deprem gibi felaketler, toplumsal yapıları, eşitsizlikleri ve normları derinden sarsar. Kadınların daha empatik ve ilişki odaklı, erkeklerin ise çözüm odaklı yaklaşımı, felaketlerin toplumsal boyutunu anlamamıza yardımcı olur. Bu yazının amacı, afetlerin sadece doğal bir olay değil, aynı zamanda toplumsal yapıları etkileyen karmaşık olaylar olduğunu vurgulamaktır.
 
Üst