Birkaç yıl önce ailece oturduğumuz bir akşam yemeğinde başlayan sıradan bir sohbetin beni ilginç bir araştırmanın içine sürükleyeceğini hiç düşünmezdim. Masada kuzenim Emre, boynunu göstererek gülümseyip "Baksana, şu Adem elması iyice belirginleşti" dedi. Bunun üzerine küçük yeğenim merakla sordu:
"Adem elması sadece erkeklerde mi olur?"
O an masadaki herkes farklı bir cevap verdi. Kimi kesin bir dille "Evet" dedi, kimi "Kadınlarda olmaz" diye ekledi. Ancak aramızda biyoloji öğretmeni olan Selin, hafifçe gülümseyerek başını salladı.
"İşler o kadar basit değil."
İşte bu hikâye tam da o akşam başladı.
Bir Akşam Yemeğinde Başlayan Merak
Selin'in cevabı masadaki herkesi şaşırtmıştı.
Emre hemen telefonuna sarıldı.
"Dur bakalım, şimdi öğreniriz."
Onun karakterini bilenler bilir. Karşısına bir soru çıktığında doğrudan çözümü bulmaya çalışan bir yapısı vardır. Sorunun cevabını araştırır, verileri toplar ve sonuca ulaşmak ister.
Selin ise farklı düşünüyordu.
"Bilgiye ulaşmak önemli ama insanların bu konuda neden yanlış düşündüğünü de anlamak lazım."
Bu yaklaşım dikkatimi çekmişti. Aynı konuya iki farklı pencereden bakılıyordu. Biri sonuca ulaşmaya odaklanırken diğeri insanların deneyimlerini ve algılarını anlamaya çalışıyordu.
Aslında bilim tarihi de çoğu zaman böyle ilerlemiyor mu?
Bazıları soruların cevabını ararken bazıları soruların neden sorulduğunu anlamaya çalışıyor.
Adem Elması Gerçekte Nedir?
Sohbet ilerledikçe konu derinleşti.
Araştırmaya başladığımızda ilk öğrendiğimiz şey şu oldu:
Adem elması aslında bir organ değildir.
Boynun ön kısmında bulunan tiroit kıkırdağının dışarıdan görünen çıkıntısına verilen isimdir. Tıp kaynaklarında bu yapı "laringeal prominens" olarak geçer.
Yani Adem elması herkesin vücudunda bulunan anatomik bir yapının dışarıdan görünür hale gelmesidir.
Bu noktada masadaki birçok kişi şaşırmıştı.
Çünkü çoğumuz Adem elmasının yalnızca erkeklere özgü bir özellik olduğunu düşünüyorduk.
Oysa gerçek farklıydı.
Herkeste Var Ama Herkeste Aynı Değil
Selin araştırma makalelerini gösterirken önemli bir ayrıntıya dikkat çekti.
Çocukluk döneminde kız ve erkek çocuklarının gırtlak yapıları birbirine oldukça benzerdir.
Ergenlik döneminde testosteron hormonunun etkisiyle erkeklerde gırtlak büyür ve ses telleri uzar. Bu nedenle ses kalınlaşır ve tiroit kıkırdağı daha belirgin hale gelir.
Fakat bu durum yalnızca erkeklerde görülmez.
Bazı kadınlarda da genetik yapı, vücut anatomisi veya hormonal farklılıklar nedeniyle Adem elması belirgin olabilir.
Tam o sırada kuzenim Zeynep söze girdi.
"Lisede bir arkadaşım vardı. Boynundaki çıkıntı yüzünden sürekli dalga geçerlerdi."
Masadaki hava bir anda değişti.
Konu artık sadece anatomi olmaktan çıkmıştı.
Toplumun insanların bedenlerine yüklediği anlamları konuşmaya başlamıştık.
Bir İsim Nasıl Bir Efsaneye Dönüştü?
Araştırmayı sürdürürken Adem elmasının isminin kökenine de baktık.
Yaygın anlatıya göre isim, dini geleneklerde geçen Adem figürüyle ilişkilendiriliyor.
Halk arasında anlatılan bir hikâyeye göre yasak meyvenin bir parçası Adem'in boğazında kalmış ve boyundaki çıkıntı buna bağlanmış.
Ancak tarihçiler bunun daha çok sembolik ve kültürel bir açıklama olduğunu belirtiyor.
Bilimsel açıdan böyle bir bağlantı bulunmuyor.
Yine de yüzyıllar boyunca bu isim yaşamaya devam etmiş.
Bu bana çok ilginç geliyor.
Bazen bir toplumun ürettiği hikâyeler, bilimsel gerçeklerden daha uzun ömürlü olabiliyor.
Müzedeki Karşılaşma
Bu araştırmadan birkaç ay sonra Selin ile bir insan anatomisi sergisini gezmeye gittik.
Orada farklı yaş gruplarına ait gırtlak modelleri sergileniyordu.
Bir grup ziyaretçi modelleri incelerken genç bir kız annesine dönüp sordu:
"Anne, benim de Adem elmam var mı?"
Annesi kısa bir süre düşündü.
"Evet, aslında var. Sadece çok belirgin değil."
Bu küçük diyalog beni uzun süre düşündürdü.
Çünkü bazen doğru bilgi yalnızca bir soruyu cevaplamaz.
İnsanın kendisiyle ilgili algısını da değiştirir.
Toplumun Bedenlere Yüklediği Anlamlar
Eve dönerken Selin önemli bir noktaya değindi.
"İnsanlar bazı fiziksel özellikleri kadınlara veya erkeklere aitmiş gibi görüyor. Sonra bu algılar gerçekmiş gibi kabul ediliyor."
Gerçekten de tarih boyunca birçok fiziksel özellik toplumsal sembollere dönüştürülmüş.
Boy uzunluğu.
Omuz genişliği.
Saç şekli.
Ses tonu.
Ve hatta Adem elması.
Oysa biyoloji çoğu zaman siyah ve beyaz kadar keskin değildir.
İnsan bedeni büyük bir çeşitlilik içerir.
Araştırmalar gösteriyor ki anatomik özelliklerin büyük kısmı geniş bir dağılım gösteriyor. Bazı kadınların sesleri birçok erkekten daha kalın olabilir. Bazı erkeklerin ise Adem elması neredeyse görünmeyebilir.
Bu durum insan biyolojisinin doğal çeşitliliğinin bir parçasıdır.
Bir Doktorun Yorumu
Bu konu üzerine daha sonra bir kulak burun boğaz uzmanıyla konuşma fırsatı buldum.
Ona insanların en sık yaptığı hatayı sordum.
Gülerek cevap verdi:
"İnsanlar belirgin Adem elmasını yalnızca erkeklikle ilişkilendiriyor. Oysa bu anatomik bir yapı. Görünürlüğü kişiden kişiye değişiyor."
Sonra ekledi:
"İnsan vücudu sandığımızdan çok daha fazla çeşitlilik içeriyor."
Bu cümle aslında tüm araştırmanın özeti gibiydi.
Bir Forum Sorusundan Daha Fazlası
Bugün geriye dönüp baktığımda, o akşam yemeğinde başlayan sohbetin yalnızca Adem elması hakkında olmadığını düşünüyorum.
Asıl mesele insanların birbirleri hakkında nasıl varsayımlar oluşturduğu.
Bir fiziksel özelliğe bakarak ne kadar doğru sonuca ulaşabiliriz?
Toplumun bize öğrettiği bilgilerin ne kadarı gerçekten doğru?
Ve daha önemlisi:
Farklı görünen insanların kendilerini açıklamak zorunda kalmadığı bir toplum kurabiliyor muyuz?
Sonuç Yerine Birkaç Düşünce
Bilimsel olarak bakıldığında Adem elması yalnızca erkeklerde bulunan bir yapı değildir. Her insanda bulunan tiroit kıkırdağının görünürlüğü kişiden kişiye değişir. Erkeklerde genellikle daha belirgin olsa da bazı kadınlarda da görülebilir.
Fakat bu araştırmadan benim çıkardığım asıl sonuç farklı oldu.
Bazen bir anatomik ayrıntı sandığımız şey, toplumun önyargılarını, kültürel hikâyelerini ve insanlara bakış biçimini anlamak için bir pencereye dönüşebiliyor.
Siz ne düşünüyorsunuz?
Çocukluğunuzda doğru sandığınız ama sonradan yanlış olduğunu öğrendiğiniz benzer bilgiler oldu mu?
Bir insanın dış görünüşüne bakarak onun hakkında ne kadar doğru yorum yapılabilir?
Ve toplumun bedenlere yüklediği anlamlar sizce zamanla değişiyor mu?
Merak ediyorum; aynı soruyu farklı kuşaklardan insanlar cevaplasaydı ortaya nasıl hikâyeler çıkardı?
"Adem elması sadece erkeklerde mi olur?"
O an masadaki herkes farklı bir cevap verdi. Kimi kesin bir dille "Evet" dedi, kimi "Kadınlarda olmaz" diye ekledi. Ancak aramızda biyoloji öğretmeni olan Selin, hafifçe gülümseyerek başını salladı.
"İşler o kadar basit değil."
İşte bu hikâye tam da o akşam başladı.
Bir Akşam Yemeğinde Başlayan Merak
Selin'in cevabı masadaki herkesi şaşırtmıştı.
Emre hemen telefonuna sarıldı.
"Dur bakalım, şimdi öğreniriz."
Onun karakterini bilenler bilir. Karşısına bir soru çıktığında doğrudan çözümü bulmaya çalışan bir yapısı vardır. Sorunun cevabını araştırır, verileri toplar ve sonuca ulaşmak ister.
Selin ise farklı düşünüyordu.
"Bilgiye ulaşmak önemli ama insanların bu konuda neden yanlış düşündüğünü de anlamak lazım."
Bu yaklaşım dikkatimi çekmişti. Aynı konuya iki farklı pencereden bakılıyordu. Biri sonuca ulaşmaya odaklanırken diğeri insanların deneyimlerini ve algılarını anlamaya çalışıyordu.
Aslında bilim tarihi de çoğu zaman böyle ilerlemiyor mu?
Bazıları soruların cevabını ararken bazıları soruların neden sorulduğunu anlamaya çalışıyor.
Adem Elması Gerçekte Nedir?
Sohbet ilerledikçe konu derinleşti.
Araştırmaya başladığımızda ilk öğrendiğimiz şey şu oldu:
Adem elması aslında bir organ değildir.
Boynun ön kısmında bulunan tiroit kıkırdağının dışarıdan görünen çıkıntısına verilen isimdir. Tıp kaynaklarında bu yapı "laringeal prominens" olarak geçer.
Yani Adem elması herkesin vücudunda bulunan anatomik bir yapının dışarıdan görünür hale gelmesidir.
Bu noktada masadaki birçok kişi şaşırmıştı.
Çünkü çoğumuz Adem elmasının yalnızca erkeklere özgü bir özellik olduğunu düşünüyorduk.
Oysa gerçek farklıydı.
Herkeste Var Ama Herkeste Aynı Değil
Selin araştırma makalelerini gösterirken önemli bir ayrıntıya dikkat çekti.
Çocukluk döneminde kız ve erkek çocuklarının gırtlak yapıları birbirine oldukça benzerdir.
Ergenlik döneminde testosteron hormonunun etkisiyle erkeklerde gırtlak büyür ve ses telleri uzar. Bu nedenle ses kalınlaşır ve tiroit kıkırdağı daha belirgin hale gelir.
Fakat bu durum yalnızca erkeklerde görülmez.
Bazı kadınlarda da genetik yapı, vücut anatomisi veya hormonal farklılıklar nedeniyle Adem elması belirgin olabilir.
Tam o sırada kuzenim Zeynep söze girdi.
"Lisede bir arkadaşım vardı. Boynundaki çıkıntı yüzünden sürekli dalga geçerlerdi."
Masadaki hava bir anda değişti.
Konu artık sadece anatomi olmaktan çıkmıştı.
Toplumun insanların bedenlerine yüklediği anlamları konuşmaya başlamıştık.
Bir İsim Nasıl Bir Efsaneye Dönüştü?
Araştırmayı sürdürürken Adem elmasının isminin kökenine de baktık.
Yaygın anlatıya göre isim, dini geleneklerde geçen Adem figürüyle ilişkilendiriliyor.
Halk arasında anlatılan bir hikâyeye göre yasak meyvenin bir parçası Adem'in boğazında kalmış ve boyundaki çıkıntı buna bağlanmış.
Ancak tarihçiler bunun daha çok sembolik ve kültürel bir açıklama olduğunu belirtiyor.
Bilimsel açıdan böyle bir bağlantı bulunmuyor.
Yine de yüzyıllar boyunca bu isim yaşamaya devam etmiş.
Bu bana çok ilginç geliyor.
Bazen bir toplumun ürettiği hikâyeler, bilimsel gerçeklerden daha uzun ömürlü olabiliyor.
Müzedeki Karşılaşma
Bu araştırmadan birkaç ay sonra Selin ile bir insan anatomisi sergisini gezmeye gittik.
Orada farklı yaş gruplarına ait gırtlak modelleri sergileniyordu.
Bir grup ziyaretçi modelleri incelerken genç bir kız annesine dönüp sordu:
"Anne, benim de Adem elmam var mı?"
Annesi kısa bir süre düşündü.
"Evet, aslında var. Sadece çok belirgin değil."
Bu küçük diyalog beni uzun süre düşündürdü.
Çünkü bazen doğru bilgi yalnızca bir soruyu cevaplamaz.
İnsanın kendisiyle ilgili algısını da değiştirir.
Toplumun Bedenlere Yüklediği Anlamlar
Eve dönerken Selin önemli bir noktaya değindi.
"İnsanlar bazı fiziksel özellikleri kadınlara veya erkeklere aitmiş gibi görüyor. Sonra bu algılar gerçekmiş gibi kabul ediliyor."
Gerçekten de tarih boyunca birçok fiziksel özellik toplumsal sembollere dönüştürülmüş.
Boy uzunluğu.
Omuz genişliği.
Saç şekli.
Ses tonu.
Ve hatta Adem elması.
Oysa biyoloji çoğu zaman siyah ve beyaz kadar keskin değildir.
İnsan bedeni büyük bir çeşitlilik içerir.
Araştırmalar gösteriyor ki anatomik özelliklerin büyük kısmı geniş bir dağılım gösteriyor. Bazı kadınların sesleri birçok erkekten daha kalın olabilir. Bazı erkeklerin ise Adem elması neredeyse görünmeyebilir.
Bu durum insan biyolojisinin doğal çeşitliliğinin bir parçasıdır.
Bir Doktorun Yorumu
Bu konu üzerine daha sonra bir kulak burun boğaz uzmanıyla konuşma fırsatı buldum.
Ona insanların en sık yaptığı hatayı sordum.
Gülerek cevap verdi:
"İnsanlar belirgin Adem elmasını yalnızca erkeklikle ilişkilendiriyor. Oysa bu anatomik bir yapı. Görünürlüğü kişiden kişiye değişiyor."
Sonra ekledi:
"İnsan vücudu sandığımızdan çok daha fazla çeşitlilik içeriyor."
Bu cümle aslında tüm araştırmanın özeti gibiydi.
Bir Forum Sorusundan Daha Fazlası
Bugün geriye dönüp baktığımda, o akşam yemeğinde başlayan sohbetin yalnızca Adem elması hakkında olmadığını düşünüyorum.
Asıl mesele insanların birbirleri hakkında nasıl varsayımlar oluşturduğu.
Bir fiziksel özelliğe bakarak ne kadar doğru sonuca ulaşabiliriz?
Toplumun bize öğrettiği bilgilerin ne kadarı gerçekten doğru?
Ve daha önemlisi:
Farklı görünen insanların kendilerini açıklamak zorunda kalmadığı bir toplum kurabiliyor muyuz?
Sonuç Yerine Birkaç Düşünce
Bilimsel olarak bakıldığında Adem elması yalnızca erkeklerde bulunan bir yapı değildir. Her insanda bulunan tiroit kıkırdağının görünürlüğü kişiden kişiye değişir. Erkeklerde genellikle daha belirgin olsa da bazı kadınlarda da görülebilir.
Fakat bu araştırmadan benim çıkardığım asıl sonuç farklı oldu.
Bazen bir anatomik ayrıntı sandığımız şey, toplumun önyargılarını, kültürel hikâyelerini ve insanlara bakış biçimini anlamak için bir pencereye dönüşebiliyor.
Siz ne düşünüyorsunuz?
Çocukluğunuzda doğru sandığınız ama sonradan yanlış olduğunu öğrendiğiniz benzer bilgiler oldu mu?
Bir insanın dış görünüşüne bakarak onun hakkında ne kadar doğru yorum yapılabilir?
Ve toplumun bedenlere yüklediği anlamlar sizce zamanla değişiyor mu?
Merak ediyorum; aynı soruyu farklı kuşaklardan insanlar cevaplasaydı ortaya nasıl hikâyeler çıkardı?