- Katılım
- 9 Mar 2024
- Mesajlar
- 523
- Puanları
- 0
Bu sonuç, EMDR'nin etkisiz olduğu anlamına gelmez. Daha doğru yorum, tedavinin yararına ilişkin olumlu bulguların, etkinin büyüklüğü ve hangi koşullarda ortaya çıktığı konusundaki belirsizliklerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğidir.
2023 tarihli geniş kapsamlı psikoterapi meta-analizi
Journal of Consulting and Clinical Psychology dergisinde yayımlanan bir başka meta-analiz, yetişkinlerde TSSB tedavisine yönelik 157 randomize kontrollü çalışmayı ve 11.565 katılımcıyı incelemiştir. Bulgular, incelenen psikolojik tedavilerin kontrol koşullarına kıyasla etkili olduğunu ve tedaviler arasında etkinlik bakımından genel olarak istatistiksel açıdan anlamlı farklılıklar bulunmadığını göstermiştir. Travma odaklı bilişsel davranışçı terapiler, travma odaklı olmayan müdahalelerle karşılaştırıldığında kısa, orta ve uzun vadeli değerlendirmelerde daha iyi sonuçlar vermiştir. PubMed
Bu bulgu, EMDR'nin tek geçerli veya herkes için en iyi yöntem olarak sunulmaması gerektiğini düşündürür. EMDR ile travma odaklı bilişsel davranışçı terapi gibi yaklaşımlar arasında seçim yapılırken belirtilerin niteliği, kişinin tercihleri, tedaviye erişim, terapistin yetkinliği ve araştırmaların gösterdiği sonuçlar birlikte ele alınmalıdır.
Uluslararası sağlık kuruluşlarının değerlendirmesi
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), yetişkinlerde TSSB için EMDR'yi travma odaklı bilişsel davranışçı terapi gibi psikolojik müdahaleler arasında değerlendirmektedir. DSÖ'nün 2023'te güncellenen önerilerinde yetişkinlere yönelik bu müdahaleler için koşullu bir öneri ve orta düzeyde kanıt kesinliği bildirilmiştir. Dünya Sağlık Örgütü
NICE'ın yetişkinlerde TSSB tedavisine ilişkin kılavuzu ise travmatik olaydan üç aydan uzun süre sonra başvuran kişiler için EMDR sunulmasını önermektedir. Bu öneri, tedavinin eğitimli uygulayıcılar tarafından ve yapılandırılmış bir protokolle yürütülmesi koşuluyla ele alınmalıdır. NICE
Buradan çıkarılabilecek temel sonuç şu: EMDR, özellikle TSSB tedavisinde bilimsel kılavuzlarda yer alan, klinik açıdan dikkate değer bir psikoterapi seçeneğidir. Bununla birlikte kanıtların gücü, araştırmanın tasarımına ve incelenen sonucun türüne göre değişir. Bilimsel yaklaşım, ne bütün sonuçları abartmayı ne de mevcut kanıtları görmezden gelmeyi gerektirir.
5. Göz hareketleri gerçekten gerekli mi? Mekanizma tartışması
EMDR konusunda en ilgi çekici sorulardan biri, göz hareketlerinin terapötik iyileşmeye ne ölçüde katkıda bulunduğudur. Yöntemin bütününün yararlı olması, göz hareketlerinin tek başına bu yararı açıkladığını kanıtlamaz.
Öne çıkan açıklamalardan biri çalışma belleği hipotezidir. Çalışma belleği, kişinin bilgiyi kısa süreli olarak zihninde tutmasını ve üzerinde işlem yapmasını sağlayan bilişsel sistemdir. Travmatik bir anıyı zihinde canlandırırken aynı anda gözleri belirli bir yönde hareket ettirmek, çalışma belleğinin sınırlı kaynaklarını iki görev arasında paylaştırabilir. Bunun sonucunda anının canlılığı veya duygusal yoğunluğu azalabilir.
Bu hipotezi inceleyen 2022 tarihli sistematik derleme, 11 makaleyi değerlendirmiştir. Araştırmacılar, ikili görev sırasında travmatik uyaranların hatırlanmasının yalnızca hatırlama koşuluna kıyasla canlılık ve duygusal yoğunlukta azalmayla ilişkili olduğunu bildirmiştir. Bununla birlikte bazı takip değerlendirmelerinde bu etkinin kalıcı olmadığı görülmüştür. PubMed
2018 tarihli başka bir sistematik derleme ise psikolojik, psikofizyolojik ve nörobiyolojik açıklamaları ele alan 87 çalışmayı incelemiştir. Bulgular, çalışma belleği hipotezini destekleyen makul kanıtlar bulunduğunu, ancak EMDR'nin etki mekanizmasına ilişkin araştırmaların henüz gelişme aşamasında olduğunu göstermiştir. Daha büyük örneklemlere ve daha sıkı yöntemsel kontrollere ihtiyaç duyulduğu vurgulanmıştır. PMC
Burada önemli bir ayrım var: Laboratuvar ortamında bir anının canlılığının azalması, klinik olarak TSSB'nin ortadan kalkmasıyla aynı sonuç değildir. Klinik iyileşme; belirtilerin sıklığı, kişinin günlük işlevselliği, uyku kalitesi, kaçınma davranışları ve uzun vadeli sonuçlar gibi birden fazla ölçütle değerlendirilmelidir.
Dolayısıyla “EMDR yalnızca göz hareketlerinden ibarettir” demek de “göz hareketlerinin özel mekanizması kesin olarak kanıtlanmıştır” demek de mevcut araştırmaların ortaya koyduğu tabloyu gereğinden fazla basitleştirir.
6. EMDR herkeste aynı sonucu verir mi?
Psikoterapi araştırmalarında ortalama tedavi etkisi ile bireysel iyileşme arasındaki farkı anlamak önemlidir. Bir yöntemin geniş bir katılımcı grubunda etkili bulunması, her bireyin aynı hızda veya aynı ölçüde iyileşeceği anlamına gelmez.
Örneğin, tek bir kaza sonrasında travmatik belirtiler geliştiren kişiyle çocukluk döneminden itibaren tekrarlayan ihmal, şiddet veya istismar yaşamış kişinin ihtiyaçları aynı olmayabilir. Birden fazla travmatik deneyim, eşlik eden depresyon veya kaygı, dissosiyatif belirtiler, sosyal destek eksikliği ve devam eden güvenlik sorunları tedavi planını etkileyebilir.
EMDR'nin diğer psikolojik tedavilerle karşılaştırıldığı bireysel katılımcı verilerine dayalı bir meta-analiz, tedaviler arasında TSSB belirtilerinin azalması, yanıt verme, remisyon ve tedaviyi bırakma oranları bakımından anlamlı genel farklılıklar saptamamıştır. Bununla birlikte bazı değişkenlerin sonuçlarla ilişkili olabileceği bildirilmiştir. Örneğin, erkek katılımcılarda EMDR'yi bırakma olasılığının daha yüksek olduğuna ilişkin bir bulgu raporlanmıştır. Bu sonuç, bütün erkeklerin tedaviyi daha sık bıraktığı veya EMDR'den daha az yarar gördüğü biçiminde yorumlanmamalıdır. PubMed
Burada bireysel değerlendirme öne çıkar. Terapistin görevi yalnızca bir teknik uygulamak değil, kişinin ihtiyaçlarını anlamak, tedavinin ilerleyişini izlemek ve gerektiğinde yaklaşımı yeniden değerlendirmektir.
7. Erkeklerin ve kadınların deneyimleri: Kalıplar yerine bireysel farklılıklar
EMDR hakkında toplumsal cinsiyet açısından düşünürken sık karşılaşılan bir varsayım vardır: Erkeklerin daha analitik, kadınların ise daha duygusal ve empatik olduğu düşünülür. Ancak bu ayrımı değişmez bir biyolojik gerçek gibi sunmak bilimsel açıdan doğru değildir. İnsanların duygularını ifade etme biçimleri; kişilik, yetiştirilme tarzı, kültür, toplumsal beklentiler, travma türü ve sosyal destek gibi birçok etkenden etkilenir.
Erkekler açısından değerlendirildiğinde, bazı kişilerin belirtilerini ölçülebilir sonuçlar üzerinden anlamak istemesi mümkündür. Örneğin, tedavi öncesi ve sonrasında kâbusların sıklığını, kaçınma davranışlarını, uyku kalitesini ve günlük işlevselliği takip etmek, ilerlemenin somut biçimde değerlendirilmesine yardımcı olabilir. Ancak bu yaklaşım yalnızca erkeklere özgü değildir; veriye dayalı değerlendirme, bilimsel psikoterapinin genel bir unsurudur.
Kadınların deneyimleri ele alınırken sosyal ilişkiler, aile içi roller, bakım sorumlulukları, şiddete maruz kalma, ekonomik bağımlılık ve çevresel güvenlik gibi etkenlerin değerlendirilmesi de önem taşır. Bununla birlikte empati ve sosyal bağlara önem vermek yalnızca kadınlara özgü olmadığı gibi, bu etkenler erkeklerin yaşamında da belirleyici olabilir.
Wade ve arkadaşlarının 2016 tarihli sistematik derleme ve meta-analizi, travma odaklı psikolojik tedavilerden sonra kadınlarda klinisyen değerlendirmesine dayalı TSSB belirtilerindeki azalmanın bazı karşılaştırmalarda daha yüksek olduğunu bildirmiştir. Araştırmacılar, bu farklılığın hangi etkenlerden kaynaklandığının daha fazla incelenmesi gerektiğini belirtmiştir. Çalışma yalnızca EMDR'yi değil, farklı travma odaklı müdahaleleri de kapsadığı için sonuçları doğrudan EMDR'ye özgü bir cinsiyet etkisi olarak değerlendirmek doğru olmaz. PubMed
Bence burada asıl mesele, kadınların ve erkeklerin nasıl olması gerektiğini tarif etmek değil, her danışanın hangi koşullarda tedaviden yararlandığını anlamaktır. Bir erkek için duygularını güvenli biçimde ifade edebileceği bir ortam belirleyici olabilirken bir kadın için tedaviye düzenli katılmasını sağlayacak çocuk bakımı veya ekonomik destek daha önemli olabilir. Başka bir kişide ise bu değişkenlerin hiçbiri temel engel olmayabilir.
Bilimsel açıdan daha anlamlı sorular şunlardır: Tedaviyi kimler sürdürebiliyor? Kimler erken bırakıyor? Hangi sosyal koşullar iyileşmeyi destekliyor? Sonuçlar farklı yaş, cinsiyet kimliği, kültürel geçmiş ve travma türlerine göre değişiyor mu?
2023 tarihli geniş kapsamlı psikoterapi meta-analizi
Journal of Consulting and Clinical Psychology dergisinde yayımlanan bir başka meta-analiz, yetişkinlerde TSSB tedavisine yönelik 157 randomize kontrollü çalışmayı ve 11.565 katılımcıyı incelemiştir. Bulgular, incelenen psikolojik tedavilerin kontrol koşullarına kıyasla etkili olduğunu ve tedaviler arasında etkinlik bakımından genel olarak istatistiksel açıdan anlamlı farklılıklar bulunmadığını göstermiştir. Travma odaklı bilişsel davranışçı terapiler, travma odaklı olmayan müdahalelerle karşılaştırıldığında kısa, orta ve uzun vadeli değerlendirmelerde daha iyi sonuçlar vermiştir. PubMed
Bu bulgu, EMDR'nin tek geçerli veya herkes için en iyi yöntem olarak sunulmaması gerektiğini düşündürür. EMDR ile travma odaklı bilişsel davranışçı terapi gibi yaklaşımlar arasında seçim yapılırken belirtilerin niteliği, kişinin tercihleri, tedaviye erişim, terapistin yetkinliği ve araştırmaların gösterdiği sonuçlar birlikte ele alınmalıdır.
Uluslararası sağlık kuruluşlarının değerlendirmesi
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), yetişkinlerde TSSB için EMDR'yi travma odaklı bilişsel davranışçı terapi gibi psikolojik müdahaleler arasında değerlendirmektedir. DSÖ'nün 2023'te güncellenen önerilerinde yetişkinlere yönelik bu müdahaleler için koşullu bir öneri ve orta düzeyde kanıt kesinliği bildirilmiştir. Dünya Sağlık Örgütü
NICE'ın yetişkinlerde TSSB tedavisine ilişkin kılavuzu ise travmatik olaydan üç aydan uzun süre sonra başvuran kişiler için EMDR sunulmasını önermektedir. Bu öneri, tedavinin eğitimli uygulayıcılar tarafından ve yapılandırılmış bir protokolle yürütülmesi koşuluyla ele alınmalıdır. NICE
Buradan çıkarılabilecek temel sonuç şu: EMDR, özellikle TSSB tedavisinde bilimsel kılavuzlarda yer alan, klinik açıdan dikkate değer bir psikoterapi seçeneğidir. Bununla birlikte kanıtların gücü, araştırmanın tasarımına ve incelenen sonucun türüne göre değişir. Bilimsel yaklaşım, ne bütün sonuçları abartmayı ne de mevcut kanıtları görmezden gelmeyi gerektirir.
5. Göz hareketleri gerçekten gerekli mi? Mekanizma tartışması
EMDR konusunda en ilgi çekici sorulardan biri, göz hareketlerinin terapötik iyileşmeye ne ölçüde katkıda bulunduğudur. Yöntemin bütününün yararlı olması, göz hareketlerinin tek başına bu yararı açıkladığını kanıtlamaz.
Öne çıkan açıklamalardan biri çalışma belleği hipotezidir. Çalışma belleği, kişinin bilgiyi kısa süreli olarak zihninde tutmasını ve üzerinde işlem yapmasını sağlayan bilişsel sistemdir. Travmatik bir anıyı zihinde canlandırırken aynı anda gözleri belirli bir yönde hareket ettirmek, çalışma belleğinin sınırlı kaynaklarını iki görev arasında paylaştırabilir. Bunun sonucunda anının canlılığı veya duygusal yoğunluğu azalabilir.
Bu hipotezi inceleyen 2022 tarihli sistematik derleme, 11 makaleyi değerlendirmiştir. Araştırmacılar, ikili görev sırasında travmatik uyaranların hatırlanmasının yalnızca hatırlama koşuluna kıyasla canlılık ve duygusal yoğunlukta azalmayla ilişkili olduğunu bildirmiştir. Bununla birlikte bazı takip değerlendirmelerinde bu etkinin kalıcı olmadığı görülmüştür. PubMed
2018 tarihli başka bir sistematik derleme ise psikolojik, psikofizyolojik ve nörobiyolojik açıklamaları ele alan 87 çalışmayı incelemiştir. Bulgular, çalışma belleği hipotezini destekleyen makul kanıtlar bulunduğunu, ancak EMDR'nin etki mekanizmasına ilişkin araştırmaların henüz gelişme aşamasında olduğunu göstermiştir. Daha büyük örneklemlere ve daha sıkı yöntemsel kontrollere ihtiyaç duyulduğu vurgulanmıştır. PMC
Burada önemli bir ayrım var: Laboratuvar ortamında bir anının canlılığının azalması, klinik olarak TSSB'nin ortadan kalkmasıyla aynı sonuç değildir. Klinik iyileşme; belirtilerin sıklığı, kişinin günlük işlevselliği, uyku kalitesi, kaçınma davranışları ve uzun vadeli sonuçlar gibi birden fazla ölçütle değerlendirilmelidir.
Dolayısıyla “EMDR yalnızca göz hareketlerinden ibarettir” demek de “göz hareketlerinin özel mekanizması kesin olarak kanıtlanmıştır” demek de mevcut araştırmaların ortaya koyduğu tabloyu gereğinden fazla basitleştirir.
6. EMDR herkeste aynı sonucu verir mi?
Psikoterapi araştırmalarında ortalama tedavi etkisi ile bireysel iyileşme arasındaki farkı anlamak önemlidir. Bir yöntemin geniş bir katılımcı grubunda etkili bulunması, her bireyin aynı hızda veya aynı ölçüde iyileşeceği anlamına gelmez.
Örneğin, tek bir kaza sonrasında travmatik belirtiler geliştiren kişiyle çocukluk döneminden itibaren tekrarlayan ihmal, şiddet veya istismar yaşamış kişinin ihtiyaçları aynı olmayabilir. Birden fazla travmatik deneyim, eşlik eden depresyon veya kaygı, dissosiyatif belirtiler, sosyal destek eksikliği ve devam eden güvenlik sorunları tedavi planını etkileyebilir.
EMDR'nin diğer psikolojik tedavilerle karşılaştırıldığı bireysel katılımcı verilerine dayalı bir meta-analiz, tedaviler arasında TSSB belirtilerinin azalması, yanıt verme, remisyon ve tedaviyi bırakma oranları bakımından anlamlı genel farklılıklar saptamamıştır. Bununla birlikte bazı değişkenlerin sonuçlarla ilişkili olabileceği bildirilmiştir. Örneğin, erkek katılımcılarda EMDR'yi bırakma olasılığının daha yüksek olduğuna ilişkin bir bulgu raporlanmıştır. Bu sonuç, bütün erkeklerin tedaviyi daha sık bıraktığı veya EMDR'den daha az yarar gördüğü biçiminde yorumlanmamalıdır. PubMed
Burada bireysel değerlendirme öne çıkar. Terapistin görevi yalnızca bir teknik uygulamak değil, kişinin ihtiyaçlarını anlamak, tedavinin ilerleyişini izlemek ve gerektiğinde yaklaşımı yeniden değerlendirmektir.
7. Erkeklerin ve kadınların deneyimleri: Kalıplar yerine bireysel farklılıklar
EMDR hakkında toplumsal cinsiyet açısından düşünürken sık karşılaşılan bir varsayım vardır: Erkeklerin daha analitik, kadınların ise daha duygusal ve empatik olduğu düşünülür. Ancak bu ayrımı değişmez bir biyolojik gerçek gibi sunmak bilimsel açıdan doğru değildir. İnsanların duygularını ifade etme biçimleri; kişilik, yetiştirilme tarzı, kültür, toplumsal beklentiler, travma türü ve sosyal destek gibi birçok etkenden etkilenir.
Erkekler açısından değerlendirildiğinde, bazı kişilerin belirtilerini ölçülebilir sonuçlar üzerinden anlamak istemesi mümkündür. Örneğin, tedavi öncesi ve sonrasında kâbusların sıklığını, kaçınma davranışlarını, uyku kalitesini ve günlük işlevselliği takip etmek, ilerlemenin somut biçimde değerlendirilmesine yardımcı olabilir. Ancak bu yaklaşım yalnızca erkeklere özgü değildir; veriye dayalı değerlendirme, bilimsel psikoterapinin genel bir unsurudur.
Kadınların deneyimleri ele alınırken sosyal ilişkiler, aile içi roller, bakım sorumlulukları, şiddete maruz kalma, ekonomik bağımlılık ve çevresel güvenlik gibi etkenlerin değerlendirilmesi de önem taşır. Bununla birlikte empati ve sosyal bağlara önem vermek yalnızca kadınlara özgü olmadığı gibi, bu etkenler erkeklerin yaşamında da belirleyici olabilir.
Wade ve arkadaşlarının 2016 tarihli sistematik derleme ve meta-analizi, travma odaklı psikolojik tedavilerden sonra kadınlarda klinisyen değerlendirmesine dayalı TSSB belirtilerindeki azalmanın bazı karşılaştırmalarda daha yüksek olduğunu bildirmiştir. Araştırmacılar, bu farklılığın hangi etkenlerden kaynaklandığının daha fazla incelenmesi gerektiğini belirtmiştir. Çalışma yalnızca EMDR'yi değil, farklı travma odaklı müdahaleleri de kapsadığı için sonuçları doğrudan EMDR'ye özgü bir cinsiyet etkisi olarak değerlendirmek doğru olmaz. PubMed
Bence burada asıl mesele, kadınların ve erkeklerin nasıl olması gerektiğini tarif etmek değil, her danışanın hangi koşullarda tedaviden yararlandığını anlamaktır. Bir erkek için duygularını güvenli biçimde ifade edebileceği bir ortam belirleyici olabilirken bir kadın için tedaviye düzenli katılmasını sağlayacak çocuk bakımı veya ekonomik destek daha önemli olabilir. Başka bir kişide ise bu değişkenlerin hiçbiri temel engel olmayabilir.
Bilimsel açıdan daha anlamlı sorular şunlardır: Tedaviyi kimler sürdürebiliyor? Kimler erken bırakıyor? Hangi sosyal koşullar iyileşmeyi destekliyor? Sonuçlar farklı yaş, cinsiyet kimliği, kültürel geçmiş ve travma türlerine göre değişiyor mu?