- Katılım
- 9 Mar 2024
- Mesajlar
- 516
- Puanları
- 0
Tanık Gösterme Anlatım Biçimi Nedir?
Yazılı anlatımın en eski reflekslerinden biri şudur: İnsan, tek başına konuşunca bazen yeterince ikna edici olamadığını hisseder. İşte tam o noktada devreye başka sesler girer. Kimi zaman bir düşünür, kimi zaman bir bilim insanı, kimi zaman da herkesin saygı duyduğu bir isim… Çünkü bazı cümleler vardır; biri söylediğinde fikir gibi durur, doğru kişi söylediğinde “tespit” havasına bürünür. İşte tanık gösterme anlatım biçimi tam olarak bu ihtiyacın ürünüdür.
En kısa tanımıyla tanık gösterme, bir düşünceyi güçlendirmek amacıyla alanında bilinen, güvenilen veya kabul gören kişilerin sözlerinden yararlanma yöntemidir. Buradaki amaç yalnızca “Bakın bunu ben demiyorum” demek değildir. Asıl mesele, anlatılan düşünceye dayanak oluşturmaktır. Çünkü insan zihni çoğu zaman yalnızca bilgiye değil, bilginin kimden geldiğine de dikkat eder. Evet, biraz sosyal bir canlıyız. Mahallede herkes aynı lokantayı övüyorsa gidip denemek istememiz de bunun başka bir versiyonu zaten.
Tanık Gösterme Neden Kullanılır?
Bir düşüncenin güçlü olmasıyla, güçlü görünmesi arasında küçük ama önemli bir fark vardır. Tanık gösterme işte bu farkın ortasında çalışır. Özellikle makalelerde, denemelerde, eleştiri yazılarında, akademik metinlerde ve gazetecilikte sıkça kullanılır.
Çünkü okuyucu çoğu zaman şunu düşünür:
“Tamam güzel anlatıyorsun da bunu destekleyen biri var mı?”
Haklı bir soru aslında. İnsan zihni referans sever. Hele günümüzde herkesin her konuda uzman olduğu bir ortamda… Kahve içerken ekonomi çözenler, sosyal medyada üç video izleyip psikoloji analizi yapanlar derken insan ister istemez “Gerçekten bilen biri ne diyor?” noktasına geliyor.
Tanık gösterme tam da burada devreye girer.
Örneğin bir yazar eğitim sisteminin ezbere dayalı olduğunu anlatırken yalnızca kendi görüşlerini sıralarsa bu kişisel düşünce olarak kalabilir. Ancak konuyla ilgili bir eğitim bilimcinin görüşünü eklediğinde anlatım daha sağlam bir zemine oturur.
Mesela:
“Eğitim, bireyin düşünme becerisini geliştirmelidir.” diyen John Dewey’in görüşü, modern eğitim anlayışının temel taşlarından biri kabul edilir.
Burada yazar kendi düşüncesini desteklemek için güvenilir bir isme başvurmuştur. İşte bu tanık göstermedir.
Tanık Gösterme ile Alıntı Yapma Aynı Şey midir?
Bu konu sık karıştırılır. Çünkü ikisi birbirine oldukça yakındır. Ancak arada ince bir çizgi vardır.
Alıntı yapma daha teknik bir işlemdir. Bir kişinin sözünü doğrudan aktarmaktır. Tanık göstermede ise önemli olan, o kişinin düşüncesini bir kanıt veya destek unsuru olarak kullanmaktır.
Yani her tanık göstermede alıntı olabilir ama her alıntı tanık gösterme değildir.
Örneğin bir romanda geçen etkileyici bir cümleyi paylaşmak yalnızca alıntıdır. Fakat o cümleyi kendi düşüncenizi desteklemek için kullanıyorsanız artık tanık gösterme işlevi kazanır.
Biraz mutfak gibi aslında. Tuz her yemekte olabilir ama her tuz kullanılan yemek aynı tarif değildir.
Tanık Gösterme Nasıl Yapılır?
İyi bir tanık gösterme yöntemi üç temel unsura dayanır:
1. Güvenilir kişi seçmek
2. Konuyla bağlantılı görüş kullanmak
3. Görüşü doğal biçimde yerleştirmek
Bu üçlü önemlidir. Çünkü bazen insanlar sırf etkileyici isim kullanmış olmak için konu dışı örnekler verebiliyor.
Mesela trafik sorununu anlatırken Einstein’dan söz etmek biraz garip kaçabilir. Adam görelilik kuramını açıklamış; İstanbul trafiğinde sinyal vermeyen minibüs şoförleriyle mücadele ettiğine dair elimizde veri yok.
Bu yüzden tanık seçimi önemlidir.
Ayrıca kullanılan sözün metne yapıştırılmış gibi durmaması gerekir. Okuyucu “Buraya özellikle ünlü biri sıkıştırılmış” hissine kapılmamalıdır. İyi yazılarda tanık gösterme doğal akar.
Örneğin:
Sanatın toplum üzerindeki etkisini anlatan birçok düşünür vardır. Nitekim Tolstoy, sanatın insanları ortak duygularda buluşturan güçlü bir araç olduğunu söyler.
Bu kullanım akıcıdır. Zorlama durmaz.
Tanık Gösterme Hangi Metin Türlerinde Kullanılır?
Aslında oldukça geniş bir kullanım alanına sahiptir.
En sık görüldüğü yerler şunlardır:
* Makaleler
* Denemeler
* Fıkralar
* Eleştiri yazıları
* Akademik çalışmalar
* Gazete köşe yazıları
* Konferans ve konuşma metinleri
Özellikle akademik dünyada tanık gösterme neredeyse temel yapı taşlarından biridir. Çünkü bilimsel metinlerde “Bence böyle” cümlesi pek yeterli sayılmaz. Kanıt gerekir, kaynak gerekir, destek gerekir.
Hatta bazen bir akademik makaleyi okurken insan kendini diplomatik zirvede hisseder. Her paragrafta başka bir isim, başka bir kaynak, başka bir gönderme… Metnin yarısı fikir, diğer yarısı “Ben bunu kafama göre söylemiyorum” açıklaması gibi ilerler.
Ama dürüst olmak gerekirse bu gereklidir. Çünkü bilgi doğrulanabildiği sürece değerlidir.
Tanık Gösterme Anlatımı Güçlendirir mi?
Kesinlikle evet. Ancak doğru kullanılırsa.
Çünkü gereğinden fazla tanık göstermek bazen ters etki yaratabilir. Sürekli başka insanların görüşüne yaslanan bir metin, yazarın kendi düşüncesini geri plana iter.
Okuyucu bir noktadan sonra şunu hissedebilir:
“İyi güzel de sen ne düşünüyorsun?”
Bu nedenle denge önemlidir. Tanık gösterme destekleyici unsur olmalıdır, ana taşıyıcı değil.
İyi bir yazıda yazar kendi sesini korur ama gerektiğinde güçlü isimlerden destek alır. Tıpkı iyi bir sunucunun konuklarını doğru yerde devreye sokması gibi. Program tamamen misafire kalırsa sunucu unutulur, kimse neden orada olduğunu anlamaz.
Tanık Gösterme Örnekleri
Konuyu daha net anlamak için birkaç örnek verelim:
“Kitapsız yaşamak, kör sağır dilsiz yaşamaktır.” sözüyle Seneca, kitapların insan hayatındaki önemini vurgulamıştır.
Burada kitap okumanın değeri anlatılırken Seneca’nın sözü destekleyici unsur olarak kullanılmıştır.
Başka bir örnek:
Mustafa Kemal Atatürk’ün “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.” sözü, bilimsel düşüncenin toplumlar için vazgeçilmez olduğunu açıkça ortaya koyar.
Burada da bilim vurgusu, güçlü bir tanık aracılığıyla desteklenmiştir.
Görüldüğü gibi amaç yalnızca etkileyici söz kullanmak değil; düşünceyi sağlamlaştırmaktır.
Tanık Gösterirken Yapılan Hatalar
En sık yapılan hata, kaynağı doğrulamadan söz kullanmaktır. İnternette yıllardır dolaşan bazı sözler vardır; altına öyle isimler yazılır ki insan şaşırır.
Nietzsche’nin söylemediği sözler, Mevlânâ’ya ait olmayan cümleler, Einstein’ın hiç haberi olmayan motivasyon mesajları…
Bir noktadan sonra insan şunu düşünüyor:
Bu isimler yaşasa günlerinin yarısı “Ben onu demedim” açıklaması yapmakla geçerdi herhalde.
Bu yüzden tanık gösterirken kaynağın doğruluğu önemlidir.
Bir diğer hata ise gereksiz abartıdır. Her cümlede bir düşünür adı geçirmek yazıyı entelektüel değil, yorucu yapabilir. Okuyucu bilgi görmek ister; isim geçit töreni değil.
Sonuç
Tanık gösterme anlatım biçimi, düşünceyi desteklemek ve okuyucuyu ikna etmek için kullanılan en etkili yöntemlerden biridir. Doğru kullanıldığında yazıya güven kazandırır, anlatımı güçlendirir ve düşüncenin daha sağlam görünmesini sağlar.
Ancak burada önemli olan şey yalnızca ünlü bir isim kullanmak değildir. Asıl mesele, doğru kişiyi doğru yerde kullanabilmektir. Çünkü iyi bir tanık gösterme, metne ağırlık katar; kötü kullanımı ise gösteriş gibi durur.
Sonuçta yazı da biraz sohbet gibidir. İnsan karşısındakini ikna etmeye çalışırken bazen kendi fikrini söyler, bazen de “Bak bunu yalnız ben düşünmüyorum” deme ihtiyacı hisseder. İşte tanık gösterme anlatım biçimi, edebiyatın ve düşünce dünyasının tam olarak bu refleksidir.
Yazılı anlatımın en eski reflekslerinden biri şudur: İnsan, tek başına konuşunca bazen yeterince ikna edici olamadığını hisseder. İşte tam o noktada devreye başka sesler girer. Kimi zaman bir düşünür, kimi zaman bir bilim insanı, kimi zaman da herkesin saygı duyduğu bir isim… Çünkü bazı cümleler vardır; biri söylediğinde fikir gibi durur, doğru kişi söylediğinde “tespit” havasına bürünür. İşte tanık gösterme anlatım biçimi tam olarak bu ihtiyacın ürünüdür.
En kısa tanımıyla tanık gösterme, bir düşünceyi güçlendirmek amacıyla alanında bilinen, güvenilen veya kabul gören kişilerin sözlerinden yararlanma yöntemidir. Buradaki amaç yalnızca “Bakın bunu ben demiyorum” demek değildir. Asıl mesele, anlatılan düşünceye dayanak oluşturmaktır. Çünkü insan zihni çoğu zaman yalnızca bilgiye değil, bilginin kimden geldiğine de dikkat eder. Evet, biraz sosyal bir canlıyız. Mahallede herkes aynı lokantayı övüyorsa gidip denemek istememiz de bunun başka bir versiyonu zaten.
Tanık Gösterme Neden Kullanılır?
Bir düşüncenin güçlü olmasıyla, güçlü görünmesi arasında küçük ama önemli bir fark vardır. Tanık gösterme işte bu farkın ortasında çalışır. Özellikle makalelerde, denemelerde, eleştiri yazılarında, akademik metinlerde ve gazetecilikte sıkça kullanılır.
Çünkü okuyucu çoğu zaman şunu düşünür:
“Tamam güzel anlatıyorsun da bunu destekleyen biri var mı?”
Haklı bir soru aslında. İnsan zihni referans sever. Hele günümüzde herkesin her konuda uzman olduğu bir ortamda… Kahve içerken ekonomi çözenler, sosyal medyada üç video izleyip psikoloji analizi yapanlar derken insan ister istemez “Gerçekten bilen biri ne diyor?” noktasına geliyor.
Tanık gösterme tam da burada devreye girer.
Örneğin bir yazar eğitim sisteminin ezbere dayalı olduğunu anlatırken yalnızca kendi görüşlerini sıralarsa bu kişisel düşünce olarak kalabilir. Ancak konuyla ilgili bir eğitim bilimcinin görüşünü eklediğinde anlatım daha sağlam bir zemine oturur.
Mesela:
“Eğitim, bireyin düşünme becerisini geliştirmelidir.” diyen John Dewey’in görüşü, modern eğitim anlayışının temel taşlarından biri kabul edilir.
Burada yazar kendi düşüncesini desteklemek için güvenilir bir isme başvurmuştur. İşte bu tanık göstermedir.
Tanık Gösterme ile Alıntı Yapma Aynı Şey midir?
Bu konu sık karıştırılır. Çünkü ikisi birbirine oldukça yakındır. Ancak arada ince bir çizgi vardır.
Alıntı yapma daha teknik bir işlemdir. Bir kişinin sözünü doğrudan aktarmaktır. Tanık göstermede ise önemli olan, o kişinin düşüncesini bir kanıt veya destek unsuru olarak kullanmaktır.
Yani her tanık göstermede alıntı olabilir ama her alıntı tanık gösterme değildir.
Örneğin bir romanda geçen etkileyici bir cümleyi paylaşmak yalnızca alıntıdır. Fakat o cümleyi kendi düşüncenizi desteklemek için kullanıyorsanız artık tanık gösterme işlevi kazanır.
Biraz mutfak gibi aslında. Tuz her yemekte olabilir ama her tuz kullanılan yemek aynı tarif değildir.
Tanık Gösterme Nasıl Yapılır?
İyi bir tanık gösterme yöntemi üç temel unsura dayanır:
1. Güvenilir kişi seçmek
2. Konuyla bağlantılı görüş kullanmak
3. Görüşü doğal biçimde yerleştirmek
Bu üçlü önemlidir. Çünkü bazen insanlar sırf etkileyici isim kullanmış olmak için konu dışı örnekler verebiliyor.
Mesela trafik sorununu anlatırken Einstein’dan söz etmek biraz garip kaçabilir. Adam görelilik kuramını açıklamış; İstanbul trafiğinde sinyal vermeyen minibüs şoförleriyle mücadele ettiğine dair elimizde veri yok.
Bu yüzden tanık seçimi önemlidir.
Ayrıca kullanılan sözün metne yapıştırılmış gibi durmaması gerekir. Okuyucu “Buraya özellikle ünlü biri sıkıştırılmış” hissine kapılmamalıdır. İyi yazılarda tanık gösterme doğal akar.
Örneğin:
Sanatın toplum üzerindeki etkisini anlatan birçok düşünür vardır. Nitekim Tolstoy, sanatın insanları ortak duygularda buluşturan güçlü bir araç olduğunu söyler.
Bu kullanım akıcıdır. Zorlama durmaz.
Tanık Gösterme Hangi Metin Türlerinde Kullanılır?
Aslında oldukça geniş bir kullanım alanına sahiptir.
En sık görüldüğü yerler şunlardır:
* Makaleler
* Denemeler
* Fıkralar
* Eleştiri yazıları
* Akademik çalışmalar
* Gazete köşe yazıları
* Konferans ve konuşma metinleri
Özellikle akademik dünyada tanık gösterme neredeyse temel yapı taşlarından biridir. Çünkü bilimsel metinlerde “Bence böyle” cümlesi pek yeterli sayılmaz. Kanıt gerekir, kaynak gerekir, destek gerekir.
Hatta bazen bir akademik makaleyi okurken insan kendini diplomatik zirvede hisseder. Her paragrafta başka bir isim, başka bir kaynak, başka bir gönderme… Metnin yarısı fikir, diğer yarısı “Ben bunu kafama göre söylemiyorum” açıklaması gibi ilerler.
Ama dürüst olmak gerekirse bu gereklidir. Çünkü bilgi doğrulanabildiği sürece değerlidir.
Tanık Gösterme Anlatımı Güçlendirir mi?
Kesinlikle evet. Ancak doğru kullanılırsa.
Çünkü gereğinden fazla tanık göstermek bazen ters etki yaratabilir. Sürekli başka insanların görüşüne yaslanan bir metin, yazarın kendi düşüncesini geri plana iter.
Okuyucu bir noktadan sonra şunu hissedebilir:
“İyi güzel de sen ne düşünüyorsun?”
Bu nedenle denge önemlidir. Tanık gösterme destekleyici unsur olmalıdır, ana taşıyıcı değil.
İyi bir yazıda yazar kendi sesini korur ama gerektiğinde güçlü isimlerden destek alır. Tıpkı iyi bir sunucunun konuklarını doğru yerde devreye sokması gibi. Program tamamen misafire kalırsa sunucu unutulur, kimse neden orada olduğunu anlamaz.
Tanık Gösterme Örnekleri
Konuyu daha net anlamak için birkaç örnek verelim:
“Kitapsız yaşamak, kör sağır dilsiz yaşamaktır.” sözüyle Seneca, kitapların insan hayatındaki önemini vurgulamıştır.
Burada kitap okumanın değeri anlatılırken Seneca’nın sözü destekleyici unsur olarak kullanılmıştır.
Başka bir örnek:
Mustafa Kemal Atatürk’ün “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.” sözü, bilimsel düşüncenin toplumlar için vazgeçilmez olduğunu açıkça ortaya koyar.
Burada da bilim vurgusu, güçlü bir tanık aracılığıyla desteklenmiştir.
Görüldüğü gibi amaç yalnızca etkileyici söz kullanmak değil; düşünceyi sağlamlaştırmaktır.
Tanık Gösterirken Yapılan Hatalar
En sık yapılan hata, kaynağı doğrulamadan söz kullanmaktır. İnternette yıllardır dolaşan bazı sözler vardır; altına öyle isimler yazılır ki insan şaşırır.
Nietzsche’nin söylemediği sözler, Mevlânâ’ya ait olmayan cümleler, Einstein’ın hiç haberi olmayan motivasyon mesajları…
Bir noktadan sonra insan şunu düşünüyor:
Bu isimler yaşasa günlerinin yarısı “Ben onu demedim” açıklaması yapmakla geçerdi herhalde.
Bu yüzden tanık gösterirken kaynağın doğruluğu önemlidir.
Bir diğer hata ise gereksiz abartıdır. Her cümlede bir düşünür adı geçirmek yazıyı entelektüel değil, yorucu yapabilir. Okuyucu bilgi görmek ister; isim geçit töreni değil.
Sonuç
Tanık gösterme anlatım biçimi, düşünceyi desteklemek ve okuyucuyu ikna etmek için kullanılan en etkili yöntemlerden biridir. Doğru kullanıldığında yazıya güven kazandırır, anlatımı güçlendirir ve düşüncenin daha sağlam görünmesini sağlar.
Ancak burada önemli olan şey yalnızca ünlü bir isim kullanmak değildir. Asıl mesele, doğru kişiyi doğru yerde kullanabilmektir. Çünkü iyi bir tanık gösterme, metne ağırlık katar; kötü kullanımı ise gösteriş gibi durur.
Sonuçta yazı da biraz sohbet gibidir. İnsan karşısındakini ikna etmeye çalışırken bazen kendi fikrini söyler, bazen de “Bak bunu yalnız ben düşünmüyorum” deme ihtiyacı hisseder. İşte tanık gösterme anlatım biçimi, edebiyatın ve düşünce dünyasının tam olarak bu refleksidir.